ATTIĞIMIZ TAŞA DEĞMEDİ…

“Biz demiştik” demeyi hiç sevmedik, sevmiyoruz da…

Ama ne yazık ki, bir kez daha haklı çıktık…

Ne demiştik bundan bir ay önce:

-Bu rahatlık ve gevşeme devam ederse, vaka sayıları altından kalkamayacağımız boyutlara ulaşacak, diye…

Nitekim öyle de oldu…

Türkiye’de vaka sayısı 50 binlerin bile üzerine çıktı…

Öyle görünüyor ki, bu yükseliş devam edecek; 60 bini ya da Allah korusun 70 binleri görecek…

Peki, değdi mi buna?

Şu maskeyi yüzümüzde taşımak dururken, çene altında bekletmemize, dirsek ve bileklerimizde bekletmemize değdi mi?

Kafelerde, kahvelerde, restoranlarda, lokantalarda açık ya da kapalı mekânlarda ağız ağıza oturup muhabbet etmeye değdi mi?

Düğünlere, nikahlara, nişanlara, kongre, konferans, tören, toplantı, genel kurul ve daha bilumum etkinlikler yapmaya değdi mi?

Değmedi maalesef…

Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değmedi, değmedi, değmedi!

Salgınla mücadele sürecini dünyada belki de en iyi yöneten bir ülke olmamıza rağmen yeniden başa dönmemize vallahi değmedi, billahi değmedi!

Ne olacak şimdi peki?

Olacağı belli; Ramazan ayı öyle görünüyor ki, evlere yeniden kapanma dönemi olacak…

Yüz yüze eğitime zaten kademeli olarak ara verdik; eğer işler daha da kötüye giderse, muhtemelen tamamen ara verilecek…

Sözün hülasası şu:

Geçtiğimiz yılın Mart ayından bu yana emek verdiğimiz ne varsa hepsi sel olup, yel alıp gitti…

Haaa!

Bu demek değildir ki, biz mücadeleyi kaybettik…

Hayır!

Devam edeceğiz, zararın neresinde olursak olalım, öyle ya da böyle geri dönecek ve kaldığımız yerden mücadelemizi yine sürdüreceğiz…

Hani meşhur temsildir:

Çay koy keçeli!

Yeniden başlıyoruz…