BU MAÇ HOCAYA YAZAR!

Dünkü maç hakkımızdı!

Neredeyse 90 dakika boyunca rakip takıma karşı üstün oynadığımız maçı son anda bir puanla tamamladık...

Aatif, o penaltıyı gole çevirseydi, bugün hem 3 puanın sahibi olmuş, hem de kime düşe hattından bir sıra daha yukarı çıkmıştık...

Dolayısıyla bu maç evvela Aatif’a, sonra Yılmaz Vural’a yazar...

Aatif’ın topun sibobunu arama çabaları yüzünden bir, Yılmaz Vural’ın saçma sapan oyuncu değişiklerinden bir çektik...

Evet, öyle!

Obertan’ı Konya maçında saha kenarına almak ne kadar saçma ise, Gençlerbirliği maçında Obertan’ı yedek kulübesinde bekletmek de bir o kadar saçmaydı çünkü...

Kadroyu görünce, acaba sahaya sürülen ilk 11’i kime sorup da hazırladılar diye düşündük...

Sadece bu mu?

El Kabir’e tahammül etmek ayrı bir hata, Oltan ve Gomes’i oyuna almak için 80 dakika beklemek ayrı bir hataydı...

Hülasa bu maç kesinlikle ve kesinlikle Yılmaz Vural’a yazar arkadaş!

Avuçlarımızdan kayıp giden galibiyet ise, pek tabii ki Aatif’a yazar...

Şimdi!

Geride bıraktığımız her maç, kümede kalma umutlarımızı biraz daha tükete dursun da, biz bundan sonra ne yapacağız?

Beşiktaş’tan mı 3 puan alacağız?

Fenerbahçe’den mi 3 puan alacağız?

10 maçtan ikisi gitti, kaldı 8 maç...

Ve bizim bu maçlardan 6’sını kayıtsız-şartsız galibiyetle sonuçlandırmamız gerekiyor...

Mümkün olur mu sizce?

(???)

Bekleyip, göreceğiz...

Ya küme düşme hattının üstünü veyahut da Süper Lig’in bir altını...

Unutmadan!

Hakem Suat Arslanboğa’ya da söylenecek çok söz var; ancak ona gelene kadaaaarr!

Haydi kalın sağlıcakla!