26 Ekim 2020 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > M. Musa Çakır > NE GÜNLERE KALDIK!
M. Musa Çakır

NE GÜNLERE KALDIK!

28.04.2020 09:44 12 14 16 18 yazdır
Yazar : M. Musa Çakır

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ramazan ayının ilk Cuma hutbesinde ilahi bir hükmü dile getiriyor ve mealen diyor ki;

“Lutilik ve eşcinsellik büyük günahlardandır, zina haramdır, büyük günahlardandır… Çünkü nesli çürütür, çeşitli hastalıklar peydah eder…”

Doğru mudur, doğrudur…

Ali Erbaş’ın kullandığı bu ifadelerde hata payı var mıdır, kesinlikle yoktur…

Kaldı ki, Erbaş’ın ifade ettiği bu hakikat kendi fikri de değildir; doğrudan ve bizzat Allah’ın hükmüdür, yüce dinimizin yasaklarındandır…

Ve fakat gelin görün ki; Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Allah’ın hükümlerini dile getirdiğinden dolayı mahkemeye veriliyor, hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuluyor…

Kim yapıyor bunu?

İnsan Hakları Derneği miymiş neymiş, onlar…

Sonra onlara bir de Ankara ve İzmir baroları eklenmiş… İlaveten tepki açıklamalarının çoğunluğu ise, LGBT deniliyor ya hani; işte o yapılanmaya aitmiş…

Şunu anlamıyoruz!

İnsan Hakları Derneği’nin ne işi olur ki acaba eşcinsellikle? 

Ya da İzmir ve Ankara barolarının…

Hayır, sapkınlığın savunulabilir bir tarafı var da, bunu bir tek biz mi bilmiyoruz yani?

Allah’ın hükmü ortadayken, dinin emir ve yasakları herkesçe biliniyorken, şimdi biz kalkıp:

Ne idüğü belirsiz olanları mı?

Sapıkları mı, sapkınları mı, ruhunu ve bedenini şeytanlaştırmış olanları mı dikkate alacağız?

Asla!

Ve de kat’a!

Doğru her yerde birdir ve tektir…

Hakikat ise, eşcinselliğin ve Lütiliğin lanetlendiğidir, haram olduğudur, günah olduğudur… Tedavi edilebilir bir hastalık olarak kabul etmek mümkünken, Lutiliği bir yaşam biçimi haline getirmek ve bu günaha “insan hakları” penceresinden bakmak ise, kimse kusura bakmasın en büyük ahmaklıktır, en büyük ziyankârlıktır, en büyük geri zekâlılıktır…

Aslında gelinen noktada bir çift sözü de, İstanbul Sözleşmesi’ni başımıza bela edenler için etmek gerekir…

Eğriye eğri, doğruya doğru…

Türk aile yapısını, töremizi ve ahlaki değerlerimizi içten içe çürüten ve karşımızda çok büyük bir tehlike olarak duran şey, İstanbul Sözleşmesi’nin ta kendisidir…

Hükümet bu sözleşmeye itibar ettikçe, bu sözleşmeyi yırtıp atmadıkça ve bu sözleşmeyi hayatımızdan söküp çıkartmadıkça sapkınlıklar artacak ve sapıkların dilleri uzandıkça uzanacaktır…

Uzun sözün kısası; İstanbul Sözleşmesi aynı zamanda hükümetin de bir ayıbıdır ve hükümet “zararın neresinden dönülürse kârdır” diyerek bu rezalete artık bir son vermesini bilmelidir…

Bizden söylemesi…

Etiketler : NE GÜNLERE KALDIK!
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.