NEREYE KADAR?

Şu sıralar aşı karşıtlığı moda oldu…

Artık daha bir entelektüel mi gösteriyor ya da ayrı bir hava mı yaşatıyor bilmiyoruz ama gündelik yaşamın neredeyse her alanında dikkat çeker oldular…

Neymiş, deneysel sıvıymış…

Neymiş, vücut bütünlüğü hakkıymış…

Neymiş, zorla aşı dayatılamazmış…

Ha!

Bir de geçtiğimiz günlerde miting yapmaya kalktılar; gördük mitinglerini…

Savundukları konuda hakikaten ikna edici olsalar ya da haklılık payları olsa, ne ise de…

Yok işte!

Bilim ne diyor?

Virüsten korunmak ve bulaş zincirini kırmak için aşı vurulmak şart!

Üstelik bu gerekliliği bilimsel rakamlarla da ortaya koyuyorlar…

Ölenlerin tamamına yakını aşısız…

Yoğun bakımda yatanların tamamına yakını aşısız…

Hastanede yatanların tamamına yakını aşısız ya da eksik aşılı…

Yani bu veriler de mi yalan, yanlış?

Kaldı ki, kimse de zorlamıyor kimseyi...

Aşı yaptıran yaptırır, yaptırmayan da PCR testi yaptırır, olur biter...

Ama en doğrusu ve mantıklısı işi şansa bırakmaktansa aşı yaptırıp kendini güvenceye almaktır…

Bugün bulaşmayabilir…

Yarın da bulaşmayabilir…

Ama bir sonraki gün bu virüsün gelip sizi bulmayacağını kim garanti edebilir?

Hiç kimse…

Bu yüzden PCR testlerini çıkış yolu görüp, aşıya karşı direnç oluşturmanın hiçbir manası yok…

Hatta ve hatta zararı var…

O yüzden gelin bu manasız direnişten vazgeçin!

Aşınızı yaptırın, yaptırmayana da öncülük edin!

Yüzdük, yüzdük, kuyruğuna geldik…

Göreceksiniz, bu illeti yeneceğiz…

Ama öyle…

Ama böyle…

Bu yüzden siz en iyisi bu süreci zorlaştıranlar değil, kolaylaştıranlardan olun…

Hepimiz için en iyisi bu…

Başka da yol yok…