ÖNCE VİCDANIN, SONRA GELECEĞİN İÇİN...

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayları, seçilmeleri halinde parlamenter sisteme geri döneceklerini ifade ediyorlar. 
Yani, milletin referandumdaki kararını geçersiz kılacak bir vaatte bulunuyorlar. 
Bunu müteakiben, Cumhurbaşkanını, milletin seçmesi konusunda da değişiklikler yapacakları kesin !

Böyle bir vaadin gerçekleşmesi için, bir anayasa değişikliği gerekmektedir.
Cumhurbaşkanı adaylarının seçilmiş olsalar dahi, anayasayı değiştirme yetkileri yoktur.
Anayasa değişikliği gerektiren konular, Meclis’te 3/2 çoğunluğa, yani 400 milletvekili sayısına ulaşmak zorundadır.
Hem Cumhurbaşkanlığı seçimi kazanılmalı, hem de mecliste çoğunluk elde edilmelidir. 
Böyle bir vaadin gerçekleşmesi neredeyse imkansızdır.
Böyle bir vaat, milleti aldatmaya çalışmanın ötesine geçemeyecektir...

Millet İttifakının, iki amacı vardır.
İlki, Recep Tayyip Erdoğan'ı devirmek...
İkincisi, şayet bu gerçekleşmezse, Meclis'te çoğunluğu sağlayarak, Erdoğan'ı etkisiz hale getirmektir.

Bunlar tamamsa, kendilerini başarmış adledeceklerdir.
Ülke yönetimi, ülke çıkarları gibi sıkıntıları yoktur.
Kazanmış olmaları halinde, ilk etapta karşı karşıya kalacakları Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nedir, nasıl işletilir, sorularının karşılığı da yoktur.

''Erdoğan nefreti'' nin altında anlamsız bir özgüven ve Batı karşısında yaşanan bir kompleks duygusu hakimdir !
Bu kompleks, çağdaşlık, laiklik duygularıyla harmanlanıp, Batı hayranlığı hastalığı, şeklinde nüksetmektedir...

''Erdoğan nefreti'', kendi iktidarları zamanında yerine getiremedikleri sorumluluklarının sebebini, beğenmedikleri, aşağıladıkları kitlelere yükleyen kesimin, Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde, dünyayı hayrete düşürecek işlere imza atmaya başladığını görme hazımsızlığıdır...

Gerçekte, beğenmedikleri, aşağıladıkları, kendi öz kültürleridir.
Lakin bu kesim, bu gerçeği farkedemeyecek kadar, şuursuz bir ahval içindedir...

24 Haziran; 15 Temmuz, 16 Nisan gibi bir beka mücadelesidir...
Lakin, Millet İttifakının vaatlerine baktığımızda, sanki Türkiye'ye değil, Türkiye'yi yok etmeye çalışanlara hizmet etmeye çalıştıkları görülmektedir...

Dev projeleri durdurmak, Afrin kahramanı bir generale saldırmak, 6-7 Ekim'in sorumlusu olan birini Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atamayı düşünmek başka nasıl açıklanabilir?

Aslolan siyasi ve ahlaki yaklaşım, amaç ne ise, onu elde etmek için uygulanan yöntemlerinde ona paralel yürütülmesidir...

Dünya üzerinde, yeni bir küresel paylaşım ve yeni bir dünya düzeni kurma savaşı mevcuttur...

Bu savaşta, FETÖ, IŞID ve PKK'yı tamamen yok edebilmek için, yarım kalan yatırım ve projeleri tamamlayabilmek için, Suriye'de kurulmak istenen PKK devletine geçit vermemek için, istikrar için, barış için, yeniden güçlü ve büyük Türkiye için, ülkemizi en iyi şekilde temsil edecek, güçlü bir liderlik ve tecrübeye sahip tek isim, Recep Tayyip Erdoğan'dır...

Sandığa atacağın oy pusulası, önce vicdanın, sonra geleceğin olacaktır...

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.