PANDEMİ VE MARKETLER…

İftar sofrasındayız, televizyon açık ve şu iftar programlarından birisini izliyoruz…

Araya reklamlar giriyor…

O da ne!

Şu üç harfli marketler var ya; onların indirimli ürün kampanyalarına ait reklamlar…

Bu Cuma bilmem nerde…

Bu Salı bilmem şurda…

Bu Pazartesi bilmem burda…

Düşünebiliyor musunuz?

Pandemi dönemindeyiz; marketlerin açık tutulmasının bile tartışıldığı bir ortamda, bunlar indirimli ürün kampanyası yapıyorlar…

Üstelik gün vererek…

Devam edelim…

Bu üç harfli marketlerin bahsini ettiği kampanyalı ürün gününde ne gördük biliyor musunuz?

Marketin açılmasını bekleyen en az 50 kişi…

Evet, evet!

Sabahın erken saatlerinde marketin kapısına dayanmış en az 50 kişi, açılış saatinin gelmesini bekliyor…

Haaa!

Meselenin bir başka boyutu da şu:

Şimdi orada 50 kişi bekliyor da, 50’sine yetecek kadar ürün var mı peki?

Yok elbette…

Ya üç tane, ya beş tane…

Orada maksat insanları marketlere çekmek nasılsa, ürünün olup olmamasının hiçbir anlamı yok…

Ve üç harfli marketler için salgının, virüs tehlikesinin, temas ortamı ve izdihamın da bir önemi yok…

Vahşi kapitalist düzen böyle işte…

Sen hasta olacakmışsın…

Sen ölecekmişsin, öyle mi?

Hiç sorun değil, sen ölürsen yerini dolduracak başkaları var ne de olsa…

Ve çok ilginçtir!

Kimse de çıkıp demiyor ki, siz neyin peşindesiniz?

Salgınla mücadele edilen bir dönemde indirimli ürün kampanyaları düzenleyerek insanların marketlere akın etmesini sağlamak, nasıl bir izansızlıktır?

Nasıl bir şuursuzluktur bu söyler misiniz?

Hem siz kim oluyorsunuz ya?

Bu ülke sizin babanızın cirit sahası mıdır ki, dilediğiniz gibi at binip koşturuyorsunuz!

Bu ülkede bir Ticaret Bakanlığı yok mudur?

Bu ülkede bir Sağlık Bakanlığı yok mudur?

Bu ülkede bir Bilim Kurulu yok mudur?

Bunlar görmüyorlar mı bu durumu?

Bunlar dikkat etmiyorlar mı bu ayrıntıya?

Marketlerdeki müşteri sayısının bile kısıtlı ve sınırlı olması gerekirken, insanları marketler önünde uzun kuyruklar oluşturmaya sevkedenlere neden kayıtsız kalıyorlar?

Neden engel olmuyorlar?

Neden ses çıkartmıyorlar?

Siz ne dersiniz?

Sizce de haklı değil miyiz?