SANATÇILIK… SOYTARILIK…

Sanatçı nedir?

Sanat icra eden…

Sanat nedir?

İnceliktir, zarafettir, güzelliktir, hoşluktur, büyüleyendir, etkileyendir…

Dolayısıyla bu kadar güzelliğin ortaya çıkmasını sağlayan sanatçılar da takdire değerdir, övülmesi gerekendir…

Amaa!

Ortada sanatçı diye geçinen şaklabanlar var bir de… Ne icra ettiğine sanat dersiniz, ne de yaptığı işe iş dersiniz…

Şarkı söyleyenleri de var, şiir yazanları da…

Ekrana çıkanları da var, fenomen olanları da…

Ama ortada ne var?

Hiç!

Kocaman bir hiç!

Düşünün ki, kendine sanatçı diyen bir soytarı çıkıyor ve koskoca bir belediye başkanına ismiyle hitap ediyor…

Evet, evet…

Önüne ya da arkasına “sayın” yahut “bey” takısı eklemeye gerek bile duymadan;

Ahmet’se Ahmet…

Mehmet’se Mehmet diye hitap ediyor…

Şimdi bu sanatçı, öyle mi?

Şimdi bu sanat icra ediyor, öyle mi?

Kimse kusura bakmasın, böylelerine sanatçı da denmez, sanat icra eden de… Aslına bakarsanız, insan da denmez ya, neyse…

Şu hatırlatmayı yapıp, bitirelim…

Müzik dinlerken, şiir okurken, dizi ya da film izlerken, meseleye bir de sanat gözüyle bakalım lütfen!

Dinlediğimiz herhangi bir şarkının sözlerine…

Okuduğumuz herhangi bir şiirin mısralarına…

İzlediğimiz herhangi bir dizi yahut filmin oyuncularına, senaryosuna, temasına ve konusuna ne olur bir kere de sanat penceresinden bakalım…

İncelik görebiliyor muyuz?

Güzellik görebiliyor muyuz?

Anlam verebiliyor muyuz?

Amacı görebiliyor muyuz?

Bu sorulara cevap “Evet” ise, sorun yok…

Ama eğer tam tersi bir durum söz konusu ise, o halde fazladan vakit kaybetmeye de lüzum yok…

Ve unutmayalım!

Ortada sanatçı diye geçinen şaklabanlar, güçlerini de, cesaretlerini de, işte bizler gibi vakit kaybedenlerden ve kaybedilen vakitlerden alıyor…

Gelin, onlara bu fırsatı vermeyelim artık!

Onları geldikleri yere geri gönderelim!