YETER Kİ İSTEYELİM! 

Geçenlerde sosyal medyada birisine denk geldik, Erzurum’la ilgili bir tweet atmıştı. 
Mealen şöyleydi: 
“Erzurum’a uzun yıllar oldu gelmeyeli, bir vesileyle yolum düştü, şehri tanıyamadım!” 
Yok yok, 50 yıl önce ayrılmamış Erzurum’dan… 
15 yılı bulmuş bu şehirden gideli, öğrenciymiş, üniversite öğrenimini burada tamamlamış, mezun olmuş ve gitmiş.
Bu vesileyle tanıştık ve kısa bir süre yazıştık kendisiyle.
“Ne değişmiş Erzurum’da?” diye sorduk.
“Ne değişmemiş ki!” dedi…
Şehrin girişi, merkezi, her tarafı değişmiş; daha bir şehirleşmiş, daha bir modern hale gelmiş Erzurum…
Hep diyoruz bunu: 
“Erzurum’da yaşadığımız için bu şehirdeki değişiklikleri fark edemiyoruz, farkına varamıyoruz” 
Ama dışarıdan birisi görünce Erzurum’u, değişimi de görüyor, değişikliği de… 
Bunu anlamıyoruz işte!
Ya da anlamak istemiyoruz bir türlü… 
Olaylara siyaset ve kişisel gözle baktığımız için belki gördüğümüzü bile inkar noktasına geliyoruz çoğu zaman… 
“Erzurum’a ne yapılmış ki?” diye soruyoruz hep. 
Ama biliyor musunuz, bu kafayla zararı da yine kendimize ve şehrimize veriyoruz. 
Ondan sonra önüne gelen eziyor, ezikliyor bu şehri… 
Sonra da diyoruz ki; 
“Erzurum’a bu muameleyi neden reva görüyorlar?” 
Görürler tabi. 
Bizim sahip çıkmadığımıza el sahip çıkar mı?
Bizim eze eze paspas ettiğimiz bir şehri, el ne yapar?
Ne yapacak, üzerinde tepinip durur! 
O yüzden sahip çıkalım… 
Bizim olana, bizden olana kucak açalım!
Saralım, koruyalım, sevelim ve sahiplenelim!
Görün bakın o zaman güzellikler ne de kolay görünmeye başlıyor gözümüze… 
Deneyelim yeter ki!
İsteyelim…