ZOR ŞEHRİ!

Tamam, Erzurum kar şehri, onu biliyoruz…
Ama bu kadar “zor” şehri de değil yani!
Kar yağışı yurdu etkisi altına almış, Erzurum’da da aralıksız kar yağıyor, zaman zaman bu durum ulaşımda da aksamalara neden oluyor…
Ama her nedendir bilinmez, eğitim öğretime bir türlü ara verilmiyor...
Yaptığı birbirinden yanlış işlere rağmen TFF bile “bu havada maç yapılmaz” diyerek maçları erteliyor, fakat Erzurum’da eğitim öğretime ısrarla “devam” deniliyor.
Bilmiyoruz ama dün sabah yollarda kalmış çok sayıda öğrenci servisi gördük; okullarına ulaşabilmek için karlara bata-çıka yürüyen çocuklar gördük, aileler gördük…
Kar yağışı yüzünden aksayan ulaşımı gördük, sefer saatleri bile alt-üst olan toplu taşıma araçları gördük…
Her şeyi, herkesi gördük, ancak öğrencileri bir türlü görmedik, göremedik…
Galiba sanıyoruz ki, Erzurum’un tamamı sadece üç merkez ilçeden ibaret; bunun ilçeleri var, köy okulları var, taşımalı eğitim yapılan mahaller var, taşınan öğrenciler var…
Bari hiç olmazsa onları düşünseydik!
Evet, bugün Cuma…
Biz bu satırları kaleme alırken, eğitim-öğretime ara verildiğine ya da verileceğine dair bir gelişme yoktu…
Ancak siz bu satırları okurken, belki bu yönde bir karar verilmiş de olabilir, orasını artık bilmiyoruz, fakat şurası çok açık ve net ki, yarın okul yok ve çocuklara bu müjdeyi biz verelim isterseniz:
- Çocuklar, tatilsiniz! 

***

Madem günlerden bugün Cuma…
O halde bu menkıbeyi de sizlerle paylaşalım istedik…
Abbasi’lerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan Behlül Dana (VIII. yüzyıl) dönemin evliyasındandı. Zaman zaman aklından zoru olan kimselere has tavırlar takınır, herkes de bundan dolayı kendisini deli sanırdı. Ama bunu maksatlı yapardı. Behlül Dana hazretleri daima Harun Rediş’in yakınında bulunur, çeşitli sebepler hasıl ederek onu uyarırdı. Bir gün Behlül Dana hazretleri, üstü başı toz toprak içinde uzun bir yolculuktan gelmiş olmanın belirtileri ile Harun Reşid’in huzuruna çıktı. 
Harun Reşid sordu:
- Bu ne hal Behlül, nereden geliyorsun?
- Cehennemden geliyorum ey hükümdar.
- Ne işin vardı cehennemde?
- Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim.
- Peki, getirdin mi bari?
- Hayır efendim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar “Sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir” dediler.