İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Almanya'nın ikiye bölünmesi, başkent Berlin'i de ikiye ayırdı. Bu bölünme, sadece coğrafi değil, aynı zamanda kültürel ve ideolojik bir ayrışmayı da beraberinde getirdi.
Berlin'deki Zoologischer Garten, savaştan ağır hasar görmüş olsa da Batı Berlin'de kalırken, Doğu Almanya kendi hayvanat bahçesini kurma ihtiyacı duydu. Bu durum, iki taraf arasında bir 'hayvanat bahçesi savaşı'nı başlattı. Doğu Almanya, 1955'te Tierpark Berlin'i açarak Batı'ya meydan okudu. Avrupa'nın en büyük hayvanat bahçesi olan Tierpark, daha modern ve geniş alanlarıyla Batı Berlin'deki Zoologischer Garten'den üstün görünüyordu.
Bu rekabet, sadece hayvan sayısını artırmakla kalmadı; aynı zamanda ideolojik bir mücadeleye dönüştü. Her iki taraf da daha fazla ve daha nadir hayvan türü sergileyerek kendi üstünlüğünü kanıtlamaya çalıştı. Hem Doğu hem de Batı Berlin hayvanat bahçeleri, farklı ülkelerden gelen hediyelerle desteklendi. Örneğin, Vietnamlı lider Ho Chi Minh, Tierpark Berlin'e bir fil hediye ederken; ABD Başkanı John F. Kennedy'nin kardeşi Robert F. Kennedy, Batı Berlin'deki Zoologischer Garten'e bir kel kartal bağışladı. Bu rekabet, zaman zaman komplo teorilerine de yol açtı. Örneğin, Çin'den gelen bir panda'nın ölümü, KGB tarafından öldürüldüğü söylentilerine neden oldu.