Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, gömülü 20 yaş dişlerinin sessizce iltihaplanarak, hastanın farkında olmadan arka boğaz bölgesinde inflamasyona neden olduğunu ve yıllarca yanlış farenjit tanılarıyla tedavi edilmesine yol açtığını açıkladı.

GÖMÜLÜ 20 YAŞ DİŞLERİNİN TEHLİKELİ ETKİLERİ
Özkan, binlerce kişinin boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve bademcik iltihaplarının kulak burun boğaz kaynaklı olduğunu düşünerek tedavi gördüğünü, ancak asıl sorunun gömülü 20 yaş dişlerindeki gizli enfeksiyonlardan kaynaklanabileceğini belirtti. Boğaz kültürü temiz çıkan hastaların mutlaka diş hekimine yönlendirilmesi gerektiğini, sürekli tonsilit, farenjit ve üst solunum yolu enfeksiyonu geçirenlerin ise öncelikle diş hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahisi Uzmanına başvurmaları gerektiğini vurguladı. Antibiyotiklerin geçici çözüm olduğunu, boğaz pastilleri ve spreylerin ise yüzeysel etki gösterdiğini, sorunun ağızda devam ettiğini ve lenf düğümlerinin şişmesine, geniz akıntısına ve çene ağrısına yol açabileceğini ifade etti. 2024'te Oral Surgery, Oral Medicine, Oral Pathology dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, gömülü 20 yaş dişi bulunan hastalarda boğaz mukozasında kronik inflamasyon görülme oranının yüzde 62 olduğunu, dişin alınmasından sonra ise boğaz ağrılarında yüzde 85 azalma olduğunu aktardı.
SAĞLIK BAKANLIĞI VERİLERİ
Sağlık Bakanlığı'nın 2024 raporunda, yılda 4'ten fazla farenjit atağı geçirenlerin yüzde 38'inde kontrolsüz gömülü 20'lik diş saptandığını ve bu hastalarda diş çekimi sonrası enfeksiyon nüksünün yüzde 87 azaldığını belirten Özkan, en yüksek risk grubunun 18-35 yaş arası kadınlar olduğunu söyledi. Ayda birkaç kez tekrarlayan boğaz ağrısı, ağız açıklığında kısıtlılık, yutkunma zorluğu, geniz akıntısı, kronik gıcık hissi, çene altı veya kulak arkası ağrısı, diş eti arkasında baskı hissi, kötü ağız kokusu ve ön dişlerde çarpıklık yaşayanların mutlaka diş hekimine başvurmaları gerektiğini vurguladı. 20'lik diş çekilmediğinde lenfatik sistemin sürekli inflamasyon altında kalacağını, boğazdaki mukozal dokunun kendini yenileyemeyeceğini, komşu dişlerde çürüme, kemik kaybı ve apse gelişebileceğini, sinüs enfeksiyonları, çene ağrısı ve kulak çınlamasına kadar ilerleyebileceğini belirtti.
TEDAVİ SÜRECİ
Özkan, tedavide öncelikle dişin konumunun panoramik röntgen ve gerekirse 3 boyutlu dental tomografi (CBCT) ile belirlenmesi gerektiğini, bu analizle cerrahi sırasında risklerin azaltılabileceğini açıkladı. Her gömülü dişin aynı şekilde çekilmeyeceğini, dişin açısı, pozisyonu ve çevre dokularla ilişkisinin tedavi planlamasını etkilediğini belirtti. İşlemin steril ameliyathane koşullarında ve ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanı tarafından yapılması gerektiğini, çekim sırasında çevre dokuların korunması gerektiğini ve enfeksiyon riskine karşı önlemler alınması gerektiğini vurguladı. Farenjit, larenjit ve tonsilitin ikincil bir hastalık olduğunu ve kaynağının doğru yerde aranması gerektiğini, aksi takdirde yıllarca gereksiz tedavi görülebileceğini belirterek sözlerini tamamladı.

