GÜNDEM
Yayınlanma : 07 Ağustos 2025 23:23

İzmir'de kuraklık alarmı: Topraksız tarım şart

İzmir'de kuraklık alarmı: Topraksız tarım şart
İzmir'de kuraklık nedeniyle Tahtalı Barajı'ndaki su seviyesi yüzde 10'un altına düştü ve planlı su kesintileri başladı. İEÜ EKOAYRA Müdürü Prof. Dr. Gökhan Kılıç, su kıtlığına karşı topraksız tarımı çözüm olarak önerdi.

Türkiye'de yaşanan kuraklık İzmir'i de vurdu. İzmir'in içme suyu ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı'ndaki su seviyesi yüzde 10'un altına düştü. Bu durum, birçok ilçede planlı su kesintilerine yol açtı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Afet Yönetimi ve Risk Azaltma Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKOAYRA) Müdürü Prof. Dr. Gökhan Kılıç, yaşanan su sıkıntısına dikkat çekti.

SU KıtlığıNA İNSAN KAYNAKLı ETKENLER

Prof. Dr. Kılıç, Türkiye'deki suyun yüzde 74'ünün tarım alanlarında kullanıldığını belirterek, kaçak kuyuların, yazlık havuzlarının, kontrolsüz sulamanın ve yer altı sularının bilinçsiz kullanımının su varlığını ciddi şekilde azalttığını söyledi. Sadece yağış azlığının değil, insan kaynaklı etkenlerin de su kıtlığını derinleştirdiğini vurguladı. Kırsal kesimde izinsiz açılan kaçak kuyuların yer altı su rezervlerini tükettiğini, toprağın çökmesine ve minyatür çölleşmeye yol açtığını belirtti. Her yıl binlerce kaçak kuyu açıldığını ve bu durumun tarımsal çöküşe bile yol açabileceğini ifade etti.

TOPRAKSIZ TARIM ÇÖZÜM OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

Prof. Dr. Kılıç, kuruyan barajlar ve azalan yer altı suları nedeniyle tarımın sürdürülemez hale geldiğini belirtti. Su tüketiminin yüzde 74'ünü tarımın oluşturduğunu hatırlatan Kılıç, alternatif tarım yöntemlerinin zorunluluk olduğunu söyledi. Topraksız tarımın (hidroponik sistemler) geleceğin en önemli çözüm yollarından biri olduğunu vurguladı. Topraksız tarımın su kullanımını yüzde 90'a varan oranda azalttığını, verimliliği ve üretim hızını artırdığını, pestisit kullanımını düşürdüğünü ve tarım alanı kısıtlaması olmadığını dile getirdi. Sistemde suyun döngüsel olarak kullanıldığını, buharlaşma ve sızma kayıplarının minimumda kaldığını, bitkilerin daha hızlı büyüdüğünü ve daha sık ürün verdiğini, aynı alanda daha fazla üretim yapılabildiğini, kapalı sistemlerin zararlılarla temas riskini azalttığını ve daha sağlıklı ürünlere olanak tanıdığını açıkladı. Topraksız tarımın büyük ölçekli olduğu kadar bireysel olarak da uygulanabileceğini, çatı katlarında, balkonlarda, seralarda ve kent içinde konteynerlerde üretim yapılabileceğini belirtti.

YATIRIMIN 3 YILDA AMORTİSİ

Topraksız tarıma geçmek için gerekli olan hidroponik altyapı, LED ışıklar, pompalar, sensörler, aydınlatma, ısıtma/soğutma sistemleri ve otomasyon gibi kurulumların 3 yıl içinde yatırım maliyetini amorti etmeye başlayacağını, su, ilaç ve gübre giderlerinin düşmesiyle işletme karlılığının artacağını belirtti. Topraksız tarımın bir politika haline getirilmesi ve bu alana yönelik teşviklerin hayata geçirilmesi gerektiğini, çiftçilerin ise kapsamlı bir eğitimden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Uzun vadede sürdürülebilirlik, verimlilik ve yüksek ürün kalitesi sayesinde ekonomik açıdan karlı bir model olacağını sözlerine ekledi. Topraksız tarımın, bitkilerin toprak yerine besin değeri yüksek özel solüsyonlar veya inert maddeler kullanılarak yetiştirildiği bir yöntem olduğunu, su ile doğrudan kök temasının olduğunu ve bitkilerin mineralleri doğrudan sudan aldığını açıkladı. Hidroponik, aeroponik ve akuaponik sistemlerin en yaygın kullanılan yöntemler arasında yer aldığını belirtti.