Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türklerin yangınla mücadele geleneğini ve itfaiye teşkilatının tarihini aydınlatan önemli tespitlerde bulundu. Eğilmez, çevre bilinci kavramının henüz olmadığı dönemlerde bile Türklerin doğaya gösterdiği hassasiyeti vurgulayarak, bu hassasiyetin sadece bir hassasiyet değil, aynı zamanda köklü bir inanç sistemi ve dünya görüşünün parçası olduğunu belirtti. Ağaç kültünün, İslam öncesi Türk topluluklarında merkezi bir yer tuttuğunu ve bu kültün doğaya saygıdan öte, kutsallık, atalarla iletişim ve evrenin düzeniyle ilgili kozmolojik bir anlayışı barındırdığını ifade etti.
Selçuklulardan Osmanlı'ya Yangınla Mücadele
Büyük Selçuklu ve Türkiye Selçuklu dönemlerinde şehir planlamasının önemine değinen Doç. Dr. Eğilmez, o dönemlerdeki yapıların büyük ölçüde ahşap olmasının yangın riskini artırdığını belirtti. Kurumsal bir itfaiye teşkilatının olmamasına rağmen, “muhtesip” adı verilen görevlilerin yangınlara karşı önlem alma sorumluluğu taşıdığını ve yangınların genellikle komşular, esnaf loncaları ve mahalle halkının yardımıyla söndürülmeye çalışıldığını aktardı. Selçuklu hukukunda yangın suçlarının cezalandırılmasına ilişkin ayrıntıları paylaşarak, kasten çıkarılan yangınların ağır cezalarla karşılandığını vurguladı. Osmanlı döneminde ise orman yangınlarının nedenlerinin günümüzden çok farklı olmadığını, tarla açma amacıyla bilinçli yangınların sık görüldüğünü ve tren yolculuklarında dışarı atılan korların da yangınlara neden olduğunu belirtti.
Osmanlı'da Toplumsal Seferberlik ve İtfaiye Teşkilatı
Osmanlı döneminde yaz aylarında geçici orman korucularının görevlendirildiğini ve yangın çıktığında askerler, halk, köy muhtarları ve aşiret reislerinin söndürme çalışmalarına katıldığını anlatan Doç. Dr. Eğilmez, yangın çıkaranlara uygulanan ağır cezaları ve yangın söndürmede üstün çaba gösterenlerin ödüllendirildiğini vurguladı. Osmanlı'da yangınlara karşı ilk kurumsal adımın 1714 yılında Yeniçeri Ocağı bünyesinde ilk tulumbacı bölüklerinin kurulmasıyla atıldığını, itfaiye teşkilatının tarihsel gelişimini de dönemler halinde açıkladı. Avrupa'dan gelen seyyah ve elçilerin Türklerin doğaya ve hayvanlara gösterdiği ilgiye duydukları hayranlığı ve şaşkınlığı da paylaştı. Doç. Dr. Eğilmez, yangınla mücadele konusunun Türk tarihi için sadece idari veya askeri bir mesele değil, aynı zamanda kültürel ve ahlaki bir ödev olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

