Ah muhalefet, vah CHP!

Her ne kadar zamanında ettiklerini çekip, ektiklerini biçiyor olsalar da, CHP’nin içine düştüğü durum gerçekten üzüntü verici… 
Yanlış anlamayın! 
CHP adına değil, tam tersine ülkedeki “anamuhalefet partisi” pozisyonu açısından üzüntü verici… 
Beylik bir cümledir ve siyasetçiler de her fırsatta kullanır bunu… 
Derler ki: 
“Demokrasi kültürünün gelişmesi için…” 
Hah işte!
O kültürün gelişebilmesi noktasındaki itici güç, aslında muhalefettir… 
Dolayısıyla muhalefetteki zafiyetler, eksiklik ve aksaklıklar, bırakın demokrasi kültürünün gelişmesini, tam tersine demokrasinin başlıca düşmanı haline gelir… 
Muhalefet, denetleme gücüdür… 
Muhalefet, dengedir… 
Muhalefet, alternatiftir… 
Muhalefet, bilgilendirir, gösterir, öğretir, çözüm üretir… 
Muhalefet, tepkisel bir yapıdır, sestir, sözdür…
Peki ya Türkiye’deki muhalefet? 
Gözlerinizi boşlukta gezdirmeye ve bu sorunun cevabını düşünmeye başladınız, öyle değil mi? 
Öyle, öyle… 
Çünkü günümüz Türkiye’sindeki muhalefetin, bildiğimiz muhalefet tanımı ve tarifiyle uzaktan-yakından ilgisi yoktur… 
Çünkü bizde muhalefetin bir tek tanımı var; o da AK Parti düşmanlığıdır… 
Hâlbuki muhalefetin eğriye eğri demesi gibi, doğruya da doğru deme mecburiyeti vardır… 
Sorundan bahsederken çözüm yolu gösterme mesuliyeti vardır… 
Ortaya vizyon koyabilme, milletin önünde yeni ufuklar açabilme ve yeni bakış açıları geliştirebilme memuriyeti vardır… 
Allah aşkına!
CHP bu zamana kadar bunların hangisini yapabildi? 
CHP hangi sorun karşısında ortaya hangi çözümü koyabildi? 
CHP milletin önünde hangi ufukları açabildi? 
Sadece son 25 yılı ele alalım; elle tutulur, gözle görülür hangi vizyonu üretti, gelecek adına ne tasarladı ve hangi hedefi oluşturdu? 
Yok, yok, yok! 
Hani CHP’liler hep soruyor ya: 
“CHP neden iktidar olamıyor?” diye… 
Biz de kısaca şöyle cevaplayalım:
CHP, önce bir muhalefet olmayı becersin, sonrası da gelir belki, heralde, yani, galiba… 
Hoş bize sorsanız; “CHP’nin iktidar olmak gibi bir derdi hiç olmadı” deriz ya, neyse…