Geçenlerde Bursa’dan bir dostumuz gelmişti, epeyce sohbet ettik.
İş insanı kendisi, bir sivil toplum kuruluşunda da yöneticilik yapıyor.
Oradan buradan konuşurken, söz dönüp dolaşıp şehir yönetimine geldi.
-Bizde işler istişareye dayanıyor, dedi.
-Nasıl? dedik.
Şehirde ortak akıl platformu kurduklarını söyledi, meclis gibi nir nevi…
Bu platformda kimler yokmuş ki!
Vali yardımcısı, belediye başkanları, gazeteciler, STK temsicileri, siyasi parti yöneticileri, vatandaşlar…
Yani anlayacağınız konsey mantığı…
Her toplantıda önceden belirlenmiş olan gündem maddeleri ele almıyor ve herkes bir sorumluluk üstleniyor.
Bir ay sonraki toplantıda ise, kaydedilen mesafe konuşuluyor, herkes kendisine düşen sorumluluğu ne kadar yerine getirdiğini açıklıyor, neler yaptığını anlatıyor.
Böylece şehrin gündemini teşkil eden hiçbir sorun sürüncemede kalmıyor.
Toplantıların sonuçları paylaşılıyor, siyaset ne yapmış, sivil toplum ne yapmış, herkes tüm ayrıntılarıyla takip ediyor, biliyor…
Dedi ki dostumuz:
-Bu platformda çözümsüz hiçbir sorun kalmıyor ve şehirde işler çorap söküğü gibi ilerliyor.
Hakkı da; herkesin bir sorumluluk ve görev üstlendiği bir platformda işler yolunda gitmeyecek de ne olacak!
Ne dersiniz, Erzurum’da bizim de böyle bir platformumuz olmasın mı?
Toplumun her kesiminden ve tüm katmanlarından birer temsilcinin bulunduğu…
Öyle zannediyoruz ki, çözümsüz hale gelmiş olan birçok sorunumuz bu yolla çözüme kavuşmuş olur.
Başarabilir miyiz, evet!
Becerebilir miyiz, evet becerebiliriz…
Sorumluluk üstlenmekten kaçınmazsak şayet, her zorluğun üstesinden rahatlıkla geliriz.
Eminiz kafanızda şu soru var:
-Bu işi kim yapacak?
Evet, bizim sorunumuz da bu işte!
Herkes her şeyi birbirinden bekliyor.
Bu yüzden öyle görünüyor ki, bu iş de yine bize, yani Erzurum Gazeteciler Cemiyeti’ne düşecek.
Zevkle, memnuniyetle…

