Bizim için her okurumuz özel, her takipçimiz değerli; bu bakımdan önerilerine, eleştirilerine ve bizden gündeme taşımamızı istedikleri konulara azami düzeyde hassasiyet gösteriyoruz.
Bir okurumuz sosyal medya üzerinden ulaştı bize ve Ramazan davulcularından dert yandı.
Benzer yakınmaları başkalarından da duyduk açıkçası. Haliyle bu mesaj ise, tuzu ve biberi oldu meselenin…
Şimdi!
Vatandaşlar olarak bizler belediyelerden Ramazan davulcusu istedik mi, hayır istemedik!
Sokaklarımızdan Ramazan davulcuları eksik olmasın diye, belediyelerin kapısında kuyruklar mı oluşturduk, yine hayır!
Buna kim karar verdi, belediyeler.
Niye karar verdi?
Güzel bir Ramazan kültürü canlı kalsın diye, öyle değil mi?
E madem öyle…
Madem Ramazan ayına has bir kültür yaşasın istiyor belediyeler, o halde biraz da takip etseler şu işleri ya!
Şöyle ki;
Erzurum’da belediyelerin denetim ve sorumluluğunda olan Ramazan davulcuları, bu yıl işin tadını fazlasıyla kaçırmaya başladılar.
İnsanları sahura kaldırma saatleri bir yana dursun; sokaklardaki laçka halleri, lakayıt davranışları ve Ramazan ayına yakışmayacak tarzdaki hal ve hareketleriyle fevkalade rahatsızlık vermeye başladılar artık.
İmsak vakti 05.30’dan geriye doğru sayarken, davulcuların 02.30’da sokakta işleri ne?
Esasen Ramazan davulcularının çeşitli maniler seslendirmeleri gerekirken, Sulukule performansı sergilemenin anlamı ne?
Bağrışmalar, çağrışmalar, gülüşmeler, balkonlara sataşmalar, sonra laf falan atmalar...
Hayırdır!
Belediyeler sizi Ramazan’a renk katın diye mi yoksa ağzımızın tadını tuzunu bozun diye mi gönderdi?
Ne işsiniz, ne ayaksınız siz?
Sözü uzatmadan, belediye başkanlarından ayrı ayrı istirham ediyoruz:
Ramazan kültürünü böyle yaşattığınızı düşünüyorsanız, gerçekten yanılıyorsunuz!
Tam aksine bir kültürü ziyan ediyor ve bir güzelliğin sonunu getiriyorsunuz, bilesiniz!
Madem sokakları bu davulculara siz emanet ettiniz, zahmet olacak belki ama lütfen biraz da takip ediniz!
Bir:
Sokağa çıkmadan önce saatlerine baksınlar!
İki:
Çıktıkları sokağa ve yaptıkları işe yakışmaya çalışsınlar!
Üç ve belki de en önemlisi; ahalinin sabrını daha fazla zorlamasınlar!
Bizden söylemesi!

