Bunlar Türk’ü tanımıyor!

Yazılarımı mümkün mertebe yerelle sınırlı tutmaya çalışırım, ancak bazen denk gelince bayramlık ağzımı açmadan da edemiyorum. 
İsrail Enerji Bakanı Cohen demiş ki: 
-Türkiye'nin Suriye'de üs kurması halinde biz de Suriye'de üs kurarız. 
İsrail Savunma Bakanı Katz da şöyle demiş: 
- Erdoğan'a tavsiyem bize bulaşmaması ve İran'ın düştüğü duruma düşmemesidir. 
Şimdi bunları tek tek mi cilalamak lazım yoksa toplu mu bilemedim. 
Hele benim ülkemi tehdit eden adamlara bak!
Hele benim ülkemin Cumhurbaşkanına tavsiyede bulunan adamlara bak!
Hele benim ülkeme İran hatırlatmasında bulunan adamlara bak! 
Birincisi, Türkiye bu zamana kadar hiç kimseye bulaşmadı, bulaşmaz da. Çünkü Türkiye bu tavsiyede bulunanlar gibi bulaşık bir ülke değil. 
İkincisi, Türkiye nereye üs kurduysa, oraya huzur ve barış götürdü, umut götürdü, baharı götürdü. Ama siz nereye girdiyseniz işgal götürdünüz, kan götürdünüz, gözyaşı götürdünüz. 
Üçüncüsü, İran hatırlatması yapanlar, İran’ın elinden zor kurtulduklarını niye söylemiyorlar? 
Aslında doğru diyorlar, Türkiye İran’a benzemez! 
Türkiye önüne bir hedef koyarsa, gereğini eksiksiz yerine getirir ve altını çiziyorum elinden de kimse kurtulamaz!
Türkiye ne diyor?
- Ben bölgemde savaş istemiyorum, işgal istemiyorum, huzursuzluk olsun ve kan aksın istemiyorum. 
- Ben bölgemde sükûnetin ve güvenliğin teminatıyım. 
- Toprağımı ezdirtmem, sınırlarımı, milletimi, milli birlik ve bütünlüğümü bozdurtmam! 
Her şey bu kadar net!
Ama siz diyorsanız ki; bunlar bizim işimize gelmiyor, orası da sizin bileceğiniz iş artık… 
Biz kimseye zorla huzur dayatmıyoruz. 
Huzuru isteyene ve arayana bizzat kendimiz ulaştırıyor, huzursuzluğa davetiye çıkartana huzur neymiş ve nasıl olurmuş bizzat gösteriyor, bilmiyorsa da öğretiyoruz. 
Şimdi bu ikiliye son söz olarak şunu söyleyelim: 
Türkiye, ağaç kovuğundan çıkmış bir ülke değil!
Türkiye, binlerce yıllık devlet aklına ve dahi devlet geleneğine sahip bir ülke. 
Yoksa bunu da mı unuttunuz?
E, ne yapalım… 
Gerekirse bunu da öğretiriz!