Çok şey mi istiyoruz?

Garibim Dadaş…
Zaten sınırlı olan yaz günlerini parkta bahçede geçirmek için her hafta sonu adeta yarışa giriyor…
Bahçelerden yer kapabilmek için sabahın erken saatlerinde park, bahçe ve mesire alanlarına akın etmeleri yok mu, hakikaten de üzülüyor insan… 
Öteden beri ne yazımız yaz, ne kışımız kış…
Nisan deseniz kar, Mayıs deseniz soğuk, Haziran deseniz yağmur, Temmuz deseniz “eh işte!” Ağustos deseniz inişli-çıkışlı, Eylül deseniz güz, Ekim deseniz kar, Kasım deseniz buz, Aralık-Ocak deseniz kış kıyamet…
Memleketin ne sırtı ısınıyor, ne yüreği…
Sırtından ne kabanı çıkıyor ne de ceketi…
Diyeceksiniz ki; 
-Allah’ın düzeni bu, ne yapalım!
Öyle tabi, Allah’ın kurduğu düzen de bu, verdiği nizam da…
Ve fakat Allah akıl vermiş bizlere, öyle değil mi?
Zoru kolaylaştırabilme idrakini vermiş…
Madem bu kadar dezavantajlı bir şehiriz, o halde bunu avantaja dönüştürmek de yine kendi elimizde…
Dikkat edin herkes bu konuda birbiriyle hemfikir…
Herkes bu memleketin karşı karşıya olduğu sıkıntıların en azından telafi edilmesi gerektiğini düşünüyor…
Adına ne derseniz deyin!
Teşvik deyin, öncelik deyin, ayrıcalık deyin, muafiyet deyin, destek deyin, artık aklınıza ne geliyorsa…
Alın artık şu memleketin gönlünü! 
Alın artık Dadaş’ın sırtındaki yükünü!
Hafifletin omuzlarını!
Senelerdir yüz üstü sürünen bu memleketin elinden tutup ayağa kaldırın artık!
Bu memleket kışın da üşüyor, yazın da…
Doğalgaza, kömüre, akaryakıta, elektriğe ve suya aynı parayı veriyor…
Dadaş üşüyor, üşüyor!
Sadece kardan ve buzdan değil, yokluktan ve yoksulluktan da üşüyor…
Doğalgaza İzmir’le aynı parayı ödeyip, elektriği Marmaris’le aynı fiyatla tüketiyor…
Türkiye’nin en gelişmiş şehirleri olan Kocaeli ile, Gaziantep ve Kayseri ile ayni vergiyi ödüyor, memleketin esnafını o illerdekilerle yarıştırıyoruz…
İyi, güzel, hoş da…
Madem bu memleketin her türlü çilesini, her türlü zorluğunu biz çekiyor ve fedakarlığı da yine biz yapıyoruz; o halde sürekli üşüyen niye hep biz oluyoruz? 
Sözün özü mü?
Biz artık üşümek istemiyoruz!
Ve üşümemek için büzdüğümüz omuzlarımız artık hafiflesin istiyoruz…
Çok şey mi istiyoruz?