Seçilmeden önce: “Savaşları durduran ve barıştan yana tavır koyan bir lider olarak tarihe geçeceğim!” demişti…
Hatta ve hatta…
Nobel Barış Ödülü’ne gözünü dikmiş, ima yoluyla “ödülü bana verin” bile demişti…
Ve geldiğimiz nokta…
Donald Trump, İsrail’in sözde Gazze işgalini sona erdirmesinden yana tavır koydu, hâlbuki hiç ilgisi yoktu… O, tam tersine Gazze’de on binlerce masum insanın katledilmesine göz yumdu…
Sonra…
İsrail ile el ele verip İran’a saldırdı…
Son saldırı değil, yanlış anlamayın!
Hani bir uranyum zenginleştirme muhabbeti olmuştu ya geçen yıl; daha o zaman yani…
Sonra…
Bir durgunluk, bir suskunluk derken, İran’a yeni bir saldırı dalgası daha geldi…
Üstelik bu dalga öyle böyle değil; koskoca ülkenin dini lideri ve kurmay kadrosu kaşla göz arasında katledildi…
Şimdi!
Trump, başta saldırı ve savaş yanlışı değilmiş gibi bir görünü verdi…
Eğer bu konuda samimi idiyse, muhtemelen şu çocuk sapıklığı meselesi; diğer adıyla Epstein dosyaları yüzünden ipin ucunu İsrail’in eline verdi…
İsrail de: “Ya İran’a saldıracağız, ya da o dosyalar açılır!” diyerek, Trump’ı bir kez daha sahaya sürdü…
Öbür ihtimale gelince…
Epstein dosyaları Trump’ın umurunda bile değil ve o da tıpkı İsrail gibi yakıp yıkmak, katletmek ve öldürmek istiyor…
Bunun gereği olarak da, İsrail ile el ele verip Ortadoğu’daki kan musluklarını yeniden açıverdi…
Bize göre, sebebi her ne olursa olsun sonuç değişmiyor!
O sonuç ise, Trump’ın da en az Netannyahu kadar insanlıktan nasibini almamış bir yönetici olduğudur…
Trump’ın barıştan yana tavır koyması mümkün değildir!
Trump’ın savaşları durduran bir lider olması mümkün değildir!
Ve evet…
Trump tarihe geçecek ama adı hiçbir zaman barışla anılmayacak!
Trump, İsrail ‘i yöneten Netanhyahu ile birlikte tarihe insanlığın yüz karası olarak geçecek…

