Türkiye’nin dünya üzerinde hiçbir bu kadar odak noktasını teşkil edip, hiç bu kadar gündem olduğuna tanıklık etmiş miydik?
Etmemiştik.
Hele NATO zirvesinden sonra ki; dünya üzerinde birçok ülkenin gündemini Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan teşkil eder oldu.
Ortadoğu malum, ateş çemberi!
Yeni dengeler, yeni planlar, yeni hedefler…
Eski Türkiye olsa; kalıbımızı basarız ziyan olur giderdik. Ancak Türkiye’de öyle bir siyasi irade var ki, adeta satranç oynuyor, akılla ve stratejiyle hamle üstüne hamle yapıyor.
Askeri, siyasi ve kültürel anlamda üzerinde bulunduğumuz coğrafyada sergilediğimiz bu duruş, Türkiye’yi öyle bir konumdan öyle bir konuma taşıdı ki, daha düne kadar ayar verilen, ihtar edilen ve istikamet gösterilen Türkiye gitti, yerine kendi ayakları üzerinde durabilen, oyun kurabilen, kendi tercihini kendisi yapabilen ve istikamet belirleyen bir Türkiye geldi.
En basit örneğiyle Çin!
Dünyanın ta öbür ucundaki devasa nüfuslu bu ülke, Türkiye’nin yükselişinden, güçlenmesinden rahatsızlık duyuyor. Olur ki, Türkiye Uygur Türkleri için bir çıkış yolu olur diye…
İsrail rahatsız!
Bölgede güçlü bir Türkiye istemiyor diye…
Avrupa rahatsız, bu gidişle Türkiye’ye muhtaç kalacaklar diye…
Peki, sadece sınırlarımızın dışı mı rahatsız?
Asla!
İçimizde de maalesf rahatsız olanlar var bu iradeden; muhalefeti muhalefet olmaktan çıkartıp Recep Tayyip Erdğan düşmanlığına dönüştürenler var.
Öyle ki;
- Erdoğan gitsin de, Türkiye’ye ne oluyorsa olsun, diyebilecek kadar ihanet ve hıyanet içinde olanlar var.
Sanıyorlar ki, Erdoğan gidince yepyeni bir Türkiye peydah olacak!
Bilmiyorlar ki, Türkiye bu iradeden mahrum kalırsa, yılların emeği bir anda heba olup gidecek!
Meşhur bir replik var ya;
- İnanmıyorsanız, aha dayıya sorun, diye…
Gerçi bunu sorabilecek bir dayı yok ama yeni bir Türkiye iddiasında bulunanların düştükleri duruma bakınca, aslında bir dayıya da gerek kalmıyor doğal olarak.
Her şey ortada ve hem de tüm çıplaklığıyla…
Gören görür, görmeyenin aklı keser!

