Geçenlerde gündeme getirmiştik; Erzurum’da ortak akıl platformu kuralım diye…
Bu çağrımıza epeyce bir destek veren oldu, Allah var!
Ama okurlarımızdan birinin yaptığı bir yorum vardı ki, gerçekten de yaramıza tuz basan cinstendi:
Murat Şanlı adıyla yapılan yorum şöyleydi:
“…Zor ama imkansız değil.
Mesele memleket meselesi...
Ama kaygım odur ki, eski hastalıklar nüksetsin.
"O varsa ben yokum" bu bizim eski hastalığımız
İnşallah yeniden nüksetmez…”
Ne kötü değil mi?
“O varsa ben yokum!”
Bu hastalığımız aslında eski bir hastalık değil, bugün bile var ve adeta iliklerimize işlemiş durumda!
Bu yüzden yeniden nüksetmesine zaten gerek yok.
Şimdi biz Erzurum Gazeteciler Cemiyeti olarak böyle bir girişimin ilk adımını atan taraf oluruz demiştik ya, duyduk maalesef!
O varsa ben yokum!
Onlar varsa biz yokuz, diyenler olmuş…
Sanki memleket düzelince sırtımıza vurup götürecekmişiz gibi.
Be hey gafiller!
Be hey akılsızlar!
Bu memlekette siz de yaşıyorsunuz, evladı iyaliniz de yaşıyor.
Memleketin tekeri düze çıkarsa, bundan siz de fayda görürsünüz, sizden olanlar da!
Şimdi siz kuru bir inadın kölesi olmuşsunuz ya, vallahi de yazık ediyorsunuz, billahi de yazık ediyorsunuz!
Alın toprağıyla sizin olsun!
Yeri yurduyla, kapısı bacasıyla, makamıyla koltuğuyla sizin olsun bu memleket!
Gözümüz varsa, gözümüz çıksın!
Ama sizin…
Evet bu memleketin yarınlarında kesinlikle gözünüz var sizin!
Tek kelimeyle yazıklar olsun!
O ki, siz bu memleketi içten içe kemiriyorsunuz ya; bunun hesabını sizden önce Allah, sonra da o çirkin kalpleriniz sorsun!
Peki, biz pes edecek miyiz?
Asla!
Biz siz ve sizin gibilerin inadına bu memleket için ağzımızda bir damla suyla yola koyulmaya devam edeceğiz.
Şehri için için kül eden bu yangını söndüremeyeceğiz belki ama en azından safımızı belli edeceğiz…
Yoksa sizin safınızın gâvurluk olduğunu biz zaten biliyoruz.

