Bugün sizlere bir kuş türünden bahsedeceğim.
Bilimsel adıyla Carduelis carduelis, bizim bildiğimiz adıyla SAKA kuşu.
Bu kuş, çevresindeki kuşların seslerini ve bazı doğa seslerini taklit edebilirmiş, bunu da beslenmek için yaparmış, yani hilekâr bir kuşmuş.
En çok sevdiği besin deve dikeni olan bu kuş, yerine göre sürüler halinde uçar, yerine göre de tek tabanca takılırmış.
Bir de pozisyon meraklısıymış bu SAKA kuşu!
Ters pozisyon, düz pozisyon ve baş aşağı pozisyonda bile beslenebiliyormuş.
Yani geçimini POZİSYONLARA borçluymuş.
Karnını doyurduğu alanları hiç unutmazmış ve bu alanları her mevsimde ve her iklimde ziyaret edermiş.
Rengarenkmiş…
Renkleri eş seçmeye ve seçtirmeye yarıyormuş!
Ötüşüyle muhabbet kuşlarına nal toplatırmış.
İşi gücü muhabbetmiş, muhabbete bayılırmış, yani muhabbet tellalıymış.
Eşini değiştirmez ama başka kuşların işine de, keyfine de karışmazmış bu SAKA kuşu.
Hatta rivayete göre muhabbet düşkünü kuşlara yer bile temin edermiş, o derece yani!
Bununla kalsa tamam.
Bu SAKA denilen kuş, hangi tür olursa olsun, başka kuşlar tarafından seçilen dişi kuşlara kucak açar, gerektiğinde ev sahipliği bile yaparmış.
En ilginç olan da, SAKA denilen bu kuş, Osmanlı döneminde SARAYLARDA bile bakılırmış.
Şimdi bu SAKA kuşunu niye örnek verdim?
Erzurum’da da böyle bir SAKA kuşu var, uzun süredir takipteyim, galiba kuyruğuna bastım ki bu yüzden çırpınmaya başladı.
Halbuki bastığım kuyruk onun değil, tam tersine kendisine ve sürüsüne liderlik eden yaşlı baykuşun kuyruğuydu.
Fakat bizim bu SAKA kuşu o kuş beyniyle zannediyor ki, aldığı pozisyondan benim haberim yok!
Yani zorla istiyor ki, kanatlarını yolup eline vereyim!
Benim için sorun yok!
İster SARAY’dan olsun, ister sokaktan olsun hiç farketmez!
Kaşınmaya devam ederse, kanatlarını yolmakla kalmam, pozisyonlar sayesinde doyurduğu kursağını da ibreti alem için ortaya dökerim ki, bunun için gözümü bile kırpmam.
Şimdi beni dinle kanatsız SAKA kuşu!
Uğruna takla attığın yaşlı baykuş için sonunda kendini fena harcatacaksın haberin olsun!
Rahat dur ve uslu uslu otur oturduğun yerde.
Şu saatten sonra düzelip doğru yolu bulacağına ben çok inanıyorum.
Sana bu şansı da işte bu yüzden veriyorum.
Aksi halde günah benden gitmiş olacak ve sen o saatten sonra Erzurum’da kanat çırpacak gökyüzü bile bulamayacaksın!
Uçmayı bilmediğin için değil, rezil rüsva olacağın için!

