"Bize hizmet edenlerin listesini Allah’a bildiriyoruz…”
Böyle bir cümle gerçekten kurulmuş mudur bilmiyorum ama eğer doğruysa, eyvah!
Belki bazıları ya da birileri kızacak, küsecek, alınacak, olsun!
Allah’a liste vermek gibi saçma sapan ve deli zırvası bir ifade kullanmak, evvela Allah’a şirk koşmaktır…
Bu nasıl bir hadsizliktir böyle?
Haşa!
Alemleri yaratan Allah, kimin ne yaptığından haberdar değil midir ki, sen O’na liste veriyorsun be adam!
Sen kimsin?
Sen bu cüreti nerden alıyorsun?
Öfkemi nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum, ancak tek bildiğim gece-gündüz sarhoş gezen biri bile böyle bir akılsızlık etmez.
Ben en çok da neye yanıyorum?
Adım kadar eminim bu ifadeyi kullananın peşinden koşan on binlerin olacağıdır.
Dün böyle bir şey işte…
Tam anlamıyla öğrenir, layıkıyla yaşarsan, Kamil insan olursun.
Ama işin cehalet kısmında kalır, hele de böylesi cahillerin peşinden koşarsan, zayi olursun…
Dediğim gibi, eğer doğruysa böyle bir hadsizliğin cevabını, germek manada dün adamları vermeli…
Demeli ki bu akıl yoksunu adama; seni bir damla sudan yaratan Mevla, senin vereceğin listeye mi kalacak?
Bu arada yeri gelmişken, birkaç alıntıyla son vereyim yazıma:
Din, cehaleti beslemek için değil; ilmi, hikmeti ve güzel ahlakı yaşatmak için vardır.
***
Cehalet, dinin değil; dini yanlış anlamanın ve yanlış anlatmanın ürünüdür.
***
Din ilimle güzelleşir, cehaletle gölgelenir.
Listeciye duyurulur!

