Ses nereden çıkacak?

"Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili olarak rahatsızlık duyanları iki kısma ayırmak lazım. 
İlk kısım, Türkiye’de hiçbir zaman huzur ve istikrar olsun istemeyenler!
İkinci kısım, atılan bu adımları önüyle arkasıyla tam anlayamamış ve algılayamamış olanlar…
İkinci kısıma girenlerin kötü niyet taşıyor olmaları imkânsız; ancak ilk kısımda bulunanlar bu süreçten en üst düzeyde rahatsız. 
Çünkü kendi iradeleriyle ve kendi akıllarıyla hareket etmiyorlar!
Dışarıya bağlılar, hem de boyunlarından ve göbeklerinden üstelik. 
Türkiye’nin etniksel ve mezhepsel bir düzlemde bölünmesini, ayrışmasını isteyen ne kadar güç, ne kadar düzen, ne kadar plan varsa ve bunların planlayıcıları kimse, “Terörsüz Türkiye” hamlesinin hep karşısında olacak. 
Bu adımlar yarım kalsın diye, akamete uğrasın ve olumlu sonuçlanmasın diye ne gerekiyorsa yapacaklar. 
Medyayı kullanacaklar, sosyal medyayı kullanacaklar, maşalar bulacaklar, provokasyona kalkışacaklar, suyu bulandıracaklar, kafa karıştırmaya çalışacaklar, vesaire, vesaire… 
Uzun sözün kısası; huzura açılacak olan kapıları kapatma adına, bu milli kardeşlik bağını kopartma adına her yolu mübah görecekler. 
45 sene 45!
Dile kolay, tam 45 senedir bu terör belası üzerinden Türkiye’nin elini kolunu bağlamak ve kafeslemek istiyorlar. 
Ve bir irade çıkıp buna son vermek için adım atıyor. 
İşte bu irade gerçekten de arkasında durulmayı ve desteklenmeyi hak ediyor. 
Çünkü ortada sadece bir terör örgütünü bypas etme girişimi yok!
Bu hamle aynı zamanda Türkiye’yi ayağına Siyonizmin eliyle geçirilmiş zehirli bir prangadan kurtarıyor. 
İkbal endişesi olan hiçbir siyasetçi normal şartlarda böyle bir girişimde bulunmaz!
Ristir zira… 
Ama Cumhur İttifakı’na öncülük eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli, bu riski kesinlikle ve kesinlikle milletin selameti için yükleniyor. 
Bu kısacık özetin ardından bulunacağımız tek tavsiye şudur: 
Taş atılmış, ok yaydan çıkmıştır!
Bu saatten sonra ise sesin nereden çıkacağına bakmak lazımdır…
İlk kısımdan mı, ikinci kısımdan mı?