"Ben demiştim” demeyi hiçbir zaman sevmedim! Hatta ve hatta çoğu zaman böyle bir cümle kurmamak için haksız çıkmayı ve yanılmayı bile istemişimdir. Ama her zaman her istediğimiz olmuyor işte.
Yazılarımı takip edenler çok iyi hatırlayacaktır; Erzurumspor yeni şampiyon olduğu zaman nelerin yaşanacağını hangi sıkıntılarla karşı karşıya kalacağımızı çok da fazla detaylandırmadan dile getirmeye çalışmıştım.
Demiştim ki;
-şampiyonluk kupasını havaya kaldırıp birlikte poz veren etkili ve yetkili bir çok ismi kulübe para lazım olduğunda göremeyeceğiz, bulamayacağız.
Nitekim öyle de oldu.
Mavi beyazli kulüp prensipte anlaştı futbolculara ödenmesi gereken paraları bulamadığı için büyük bir çıkmaza girdi.
Sezon yaklaşıyor ve kulüplerde doğal olarak yaz kampı telaşına düştü.
Kendileriyle anlaşma yapılan futbolcular, muhtemeldir ki; yapılması gereken ödemeler konusunda belirsizlik başgösterince başka kulüplere transfer olmaya başladılar.
Kimse kusura bakmasın, profesyonellik böyle bir şey işte.
Hiçbir futbolcu Erzurumspor’un mavi gözüne beyaz yüzüne meraklı değil!
Parasını verirseniz oynar, vermezseniz arkasını döner ve gider.
Durum böyleyken, ben en çok şunu merak ediyorum.
Bundan iki ay öncesine kadar şampiyon Erzurumspor diye nutuklar atan ve mangalda kül bırakmayan etli-butlu ve de kaymaklı tabaka nerede şimdi?
Kupanın ucunu tutup avuçları patlayıncaya kadar alkış tutanların elleri acaba şimdilerde armut mu topluyor?
Hani Erzurumspor için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırlardı?
Hani üzerlerine düşen her türlü sorumlulugu yerine getirmeye dünden razılardı?
Ne oldu?
Tıpaları mı yemedi yoksa?
Bu kadar ağır bir eleştiri yapmak zorunda mıyız, evet zorundayız!
Çünkü bu memleketin adı ve bu memleketin adını taşıyan futbol kulübünü kullanarak ve kendilerine reklam malzemesi yaparak ortada gezenler, her ne hikmetse sırra kadem bastılar…
Madem öyle biz de taşla birlikte lafı da gediğine böyle koyarız işte!
Hoş bu fiyaka meraklılarından bir şey beklediğimizden değil; tam tersine onlardan hiçbir cacık olmayacağını bildiğimizden…
O değil, içine hıyar doğradığımız cacığa bile özür borçlandık ya şimdi, bu da işin cabası!

