Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, Büyük Menderes Havzasında Su Kaynakları ve Yönetimi, Tarımsal Üretim ve Ürün Güvenliği çalıştayında yaptığı konuşmada, iklim değişikliğiyle mücadele yerine iklime uyumlu tarım uygulamalarına geçişin önemini vurguladı.

AYDIN'IN TARIMSAL ÖNEMİ
Ankara Üniversitesi Didim ÖRSEM tesislerinde düzenlenen çalıştayda açılış konuşmalarının ardından ilk oturumda "Büyük Menderes Havzasında Su Kaynakları ve Yönetimi" konusu ele alındı. İkinci oturumda ise "Büyük Menderes Havzasında Tarımsal Üretim ve Ürün Güvenliği" değerlendirildi. Fevzi Çondur, "Kuraklık ve İklim Değişikliğinin Aydın Tarımına Etkileri" başlıklı sunumunda, Aydın'ın Türkiye tarım ekonomisi için stratejik bir merkez olduğunu belirtti. Çondur, Aydın'ın incir, kestane ve buğday hasıl yeşil ot üretiminde birinci, arpa yeşil ot ve çilek üretiminde ikinci, sofralık ve yağlık zeytin, kütlü pamuk, mısır hasıl ve enginar üretiminde ise üçüncü sırada yer aldığını ifade etti.

KURAKLIK VE SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Çondur, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin Türkiye için öngördüğü iklim projeksiyonlarına göre ortalama sıcaklıklarda artış, yağışlarda azalma ve su kaynaklarında düşüş beklendiğini aktardı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2025 su yılı yağışlarının normaline göre yüzde 28, 2024 su yılına göre ise yüzde 12 azaldığını ve ilin orta ve şiddetli kuraklık yaşadığını belirtti. Büyük Menderes Nehri'nin kuruduğunu ve baraj doluluk oranlarının alarm seviyesine indiğini vurgulayan Çondur, tarımda suyun verimli kullanımının zorunlu olduğunu söyledi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE İKLİME UYUMLU TARIM
İklim değişikliğinin sadece kuraklıkla sınırlı kalmadığını, yerinde ve zamanında olmayan yağışlar, sel, dolu ve zirai don gibi olayların da tarımı olumsuz etkilediğini belirten Çondur, sulama suyunun azalmasının pamuk, mısır ve narenciye gibi ürünlerde verim kaybına yol açtığını, incirde aflatoksin, zeytinde ise yağ oranının düştüğünü ifade etti. Kuraklığın kalıcı bir risk haline geldiğini vurgulayan Çondur, tarla içi sulama sistemlerinde yağmurlama veya damla sulama yöntemlerine geçişin, vahşi sulamanın önlenmesi, baraj ve göletlerde su hasadı ile depolama kapasitesinin artırılması, dijital ölçüm ve denetim sistemlerinin kurulması gibi çözüm önerileri sundu. Çondur, suya daha az ihtiyaç duyan alternatif ürünlere yönelmenin, bölgesel iklim risklerine uygun ürün deseni planlamanın, toprağın su tutma kapasitesini güçlendirmenin ve erken uyarı sistemlerinin etkinleştirilmesinin önemine dikkat çekti.



