University College London (UCL) tarafından yapılan bir araştırma, obezitenin genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminin sonucu olduğunu ortaya koydu. Çalışma, annenin genetik yapısının çocuğun obezite riskinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Araştırmacılar, annenin hem çocuğun genetik yapısını belirlemede hem de çocuğun yaşam ortamını şekillendirmede etkili olduğunu vurguluyor.
ANNELERİN GENETİK VE ÇEVRESEL ETKİSİ
Araştırmanın başyazarı Prof. Jane Smith, 'Annenin genetiği sadece çocuğun genetik materyalini belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda çocuğun beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivitesi ve kilosu üzerinde de etkili oluyor' dedi. Çalışma, annenin yaşam tarzı ve sağlık davranışlarının çocukların kilo alma eğilimlerini artırabileceğini gösterdi. Bu bulgular, obezitenin sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aile ve toplumsal yapı içinde değerlendirilmesi gereken karmaşık bir hastalık olduğunu kanıtlıyor.
ANNE KARNI VE İLK BİN GÜN
Doç. Dr. Aynur Erşahin (Medicana Zincirlikuyu Hastanesi), çocuklarda obezite riskinin genetik mirasın yanı sıra anne karnındaki dönemde annenin beslenme ve yaşam tarzıyla da yakından ilişkili olduğunu belirtti. Erşahin, anne adayının gebelikte yüksek kalorili ve dengesiz beslenmesinin, bebeğin metabolizma ayarlarını etkileyerek ilerleyen yaşlarda kilo alma eğilimini artırabileceğini ifade etti. Annenin fiziksel aktivite düzeyi, stres seviyesi ve uyku düzeninin de bebeğin hormon dengesi ve yağ depolama mekanizmaları üzerinde etkili olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Meryem Keçeli (Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi) ise annenin hem genetik kodu hem de yaşam tarzıyla çocuğun obezite riskini belirlemede en önemli faktörlerden biri olduğunu dile getirdi. Keçeli, anne karnından doğum sonrası 2 yaşına kadar olan ilk bin gün beslenmesinin obezite riski açısından çok önemli olduğunu, sağlıklı kiloda kalmada sadece genetiğin değil, evde oluşturulan beslenme kültürü, fiziksel aktivite düzeni ve sağlıklı alışkanlıkların da kritik rol oynadığını sözlerine ekledi.

