ABD Başkanı Donald Trump'ın son haftalarda gerçekleştirdiği iki önemli görüşme, dünya kamuoyunun dikkatini oturma düzenleri üzerinden çekti.
ORTAK AKIL GÖRÜNTÜSÜ
Gazze konulu bir toplantıda Müslüman ülke liderleriyle "U" şeklinde bir masada ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yan yana yer alan Trump, bu oturma düzeniyle katılımcılarla eşit seviyede oturarak bir "ortak akıl" görüntüsü vermeyi amaçladı. Masanın şekliyle "hepimiz aynı sorumluluğu paylaşıyoruz" mesajını veren Trump, insani bir meselede liderin sorun çözümünde birleştirici rolünü öne çıkarmayı hedefledi. Bu stratejik iletişim hamlesi, özellikle masanın trilyon dolarlık bir değer taşıması ve Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün gibi ülkelerin temsilcilerinin yer almasıyla dikkat çekti.
BEN VE SİZ AYRIMI
Avrupa Birliği (AB) ülkeleri liderleriyle yaptığı bir diğer toplantıda ise tablo tamamen farklıydı. Trump, kendisini merkeze alırken, diğer liderleri adeta seyirci koltuklarına dizilmiş bir misafir heyeti gibi konumlandırdı. AB liderlerinin tek sıra halinde, bir jüri kürsüsü gibi dizildiği bu düzende Trump, kendi sandalyesinde bir hâkim edasıyla oturdu. Bu oturma düzeni, "eşit ortaklık" yerine "ben ve siz" ayrımını vurgularken, Trump'ın AB'yi sık sık "ekonomik yük" ya da "ikincil aktör" olarak nitelemesiyle de uyumlu bir görüntü sergiledi.
YAKLAŞIMLARIN GÖRSEL KARŞILIĞI
Trump ve iletişim ekibi, bu oturma düzenleriyle verdikleri mesajı muhataplarına ve dünya kamuoyuna net bir şekilde iletti. Gazze toplantısındaki kapsayıcı görüntü, uluslararası kamuoyuna "Krizin çözümünde samimi aracıyım" mesajını verirken; AB liderleriyle gerçekleştirdiği toplantıdaki hiyerarşik düzen ise "siz beni dinleyin" yaklaşımının görsel bir karşılığı oldu. Bu toplantılar, Trump'ın sözlerinden çok, oturduğu sandalye ve karşısındaki sıralarla akıllarda kalacak gibi görünüyor. Gazze konulu toplantı, Trump'ın bilinen bencil siyaset diliyle tam olarak uyum göstermese de, AB liderleriyle gerçekleştirdiği toplantıdaki tarzı "Trump modeli"ni yansıtıyordu.

