Dün gazete arşivimizde bir düzenleme yaptık, basılı yayınları tasnif edip, tek tek elden geçirdik…
Ta 2000’li yıllara ait nüshaları çıkardık mesela…
Örneğin Erzurum’un daha yeni yeni tanıştığı şu ihtisas organize sanayi bölgesi meselesini bundan tam 25 yıl önce konuşuyormuşuz…
Yapılacak diye…
Bu ve bunun gibi daha birçok mesele…
Kaldı ki, bugünkü manşetimizi de işte bu arşiv taraması oluşturdu…
Biz gerçi son 5 yıl üzerinde durduk ama 25-30 yıl öncesinin sorunları da yine aynı sorunlar aslında…
Biliyor musunuz?
Arşiv güzel şey; aradan kaç yıl geçerse geçsin, şehrin hafızası gibi anında karşınıza çıkıyor…
Nitekim çıktı da…
O yüzden kimse ama hiç kimse zannetmesin ki, bazı şeyler unutulup, akıllardan silinip gidiyor…
Asla!
Şehir hafızası olanı biteni satır satır, tek tek ve birer birer kaydediyor…
***
İstanbul’da geçtiğimiz hafta yaşanan sel felaketinin bilançosu büyük ölçüde netleşmiş…
Binlerce ev ve işyeri kullanılamaz halde…
Bir o kadar araç ve otomobil de cabası…
Şimdi bunları hesaba kitaba vuracak olsak; milyar eder milyar!
Yazık…
Günah…
Tamam, bu doğal bir afetti sonuçta…
Elbette “Allah beterinden korusun!” diye niyaz edeceğiz, ediyoruz…
Ve fakat afetlere karşı tedbir almak hususunda Allah’ın bize verdiği o aklı neden kullanmıyoruz peki?
Erzurum’da yağan yağmur örneğin; kaldı ki, bu hususta geçtiğimiz günlerde de bir yazı kaleme almış ve altyapımızın yetersiz kalışından bahsetmiştik…
Dün merkezde birkaç caddede mazgal temizliği falan vardı; ekipler habire mazgal temizliyor, yağmur sularının rahatlıkla drene edilmesi için adeta yarış veriyordu…
İyi de…
Bu işler sel sularıyla karşı karşıya kalmadan yapılsa keşke…
Mesela ekipler mazgalları belirli aralıklarla temizleyip, tıkanmaya yüz tutmuş lokasyonlara önceden müdahale etse…
Kabul ediyoruz, muhtemel bir yoğun yağışta bu temizlik bile kâr etmeyecek ama en azından çekilecek çileyi bir nebze de olsa hafifletmiş olacak…
Sözün kısası şu:
Bazı adımlar iş başa geldikten sonra değil, asıl iş başa gelmeden önce atılmalı!


