Bizler… Onlar…

Yayınlanma : 21 Eylül 2026 08:54

Anonim bir söz var, diyor ki: 
“Bana akıl verirken kalanı sana yetmeyecekse, benim için bu riski alma!” 
Ne ince bir mesaj, ne güzel bir anlatım, öyle değil mi? 
Yine bir söz var, o da özetle şöyle diyor: 
“Fazla mütevazı olursan, vasat insanlardan nasihat dinlersin…” 
Bu da önemli bir tespit… 
Bu ve bunun gibi daha birçok veciz söz sıralamak mümkün; bu da demek oluyor ki, tarihin her döneminde yaşanagelmiş bir durum var ortada… 
Nedir o durum? 
Cehaletin cesareti… 
Öyle ki, bir baltaya sap olamamış, uzanamayıp aynı boyda kalmış, takdire değer hiçbir işi, hiçbir başarısı bulunmamış insanların cesareti… 
Var maalesef, bizim çevremizde de var bu tiplerden… 
İşleri güçleri tezvirat… 
Varları yokları riyakârlık…
Hiç susmazlar!
Konuşurlar, konuşurlar, konuşurlar… 
Kendilerini dünyanın merkeziymiş gibi görüp, her konuda söz sahibi olduklarını düşünürler… 
Aslında dikkate alınmadıklarını da bilirler ama; dedik ya paçalarından akan cehalet sebebiyle bu gerçekle bir türlü yüzleşmek istemezler…  
Seni eleştirirler, beni eleştirirler, onu-bunu, ötekini-berikini beğenmezler; her işten anlarlar, her şeyi bilirler ve her salataya maydanoz, her cacığa hıyar olur bunlar… 
Sorsanız kendilerine “âkil adamız” derler… 
Ne var ki, kürdana sürülecek kadar bile akla sahip değildirler… 
Sorsanız kendilerine çok büyük işler başarmışlardır… 
Ama hakikatte başarılı oldukları en büyük iş; sadece boşaltım sistemlerini iyi kullanabiliyor olmalarıdır… 
Çünkü düşünüp konuşmak için sadece işkembelerini kullanır bu tipler… 
Akılları sıra akıl vermeye kalkışır, tavsiyede bulunur, hatta nasihat etmeye bile kalkışırlar… 
Kendileri gibi tavsiyeleri de çöp niteliğindedir ya; neyse… 
Acaba diyoruz, sırf incinmesinler diye ses etmediğimiz bu tiplere biraz da biz mi ön veriyoruz… 
Biz susuyoruz ya hani; onlar da bu suskunluğu meşruiyete mi dönüştürüyor yoksa? 
Kabul gördük, görüyoruz yanılgısına mı düşüyorlar? 
Kendilerini bu yolla eşsiz, rakipsiz ya da muteber falan mı görüyorlar? 
Evet, muhtemelen öyle… 
Bizim bu suskunluğumuzu hoyratça kullanıyor, üstelik bunu bir de kendileri için hareket ve konfor alanına dönüştürüyorlar… 
Ama artık yok!
O defter kapandı!
Sessizliğmizden ve suskunluğumuzdan beslenerek haddini aşan kim varsa, lokmasını kursağına dizmenin vakti geldi… 
Biz niye düşünelim?
Varsın bundan sonra gerisini onlar düşünsün!